- Ana Sayfa
- Hakkımızda
- Vize ve Göçmenlik
- Avustralya’ya Seyahat
- Avustralya Vatandaşları için Hizmetler
- Avustralya ile Ticaret
- Avustralya?da Eğitim
- Gelişmeler
- Basın
- Kalkınma İşbirliği
- Avustralya Hakkında
- Avustralya ? Türkiye İlişkileri
- English
Kanlı Sırt Töreni 2008
Büyükelçinin Konuşması
Büyükelçinin Konuşması
Avustralya Savunma Bakanı Sayın Joel Fitzgibbon, Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Sayın Winston Peters, Avustralya Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Geoff Shepherd, Yeni Zelanda Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Graham Lintott, saygıdeğer Avustralyalı ve Türk konuklar, baylar ve bayanlar. Kanlı Sırt törenine hoşgeldiniz.
Bu törenlerin başarısına birçok kişi katkıda bulunmaktadır. Birlikte çok başarılı bir şekilde çalışan Avustralyalı ve Yeni Zelandalıların yanı sıra, Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan tarafından temsil edilen Türk Hükümeti’ne teşekkür etmek isterim. Özellikle Çanakkale Valisi Sayın Orhan Kırlı ve çalışma arkadaşlarına, Türkiye’nin Anzak Günü çalışmaları koordinasyonundan sorumlu Büyükelçi Sayın Muzaffer Eröktem’e ve İkinci Kolordu Komutanlığı’na teşekkürlerimi sunmak isterim. Ayrıca, Avustralya’ya sıcak ve içten dostluk ve konukseverliklerini sunan Türk halkına, özellikle de Çanakkale halkına, teşekkür ederim.
En güney ucundaki Helles burnu sahillerinden buranın kuzey-batısına, Suvla Koyu’na kadar uzanan bu yarımada üzerinde birçok önemli yer vardır. Birçoğunuzun yıllar boyunca hakkında bir şeyler okuduğu (Anzak Koyu, Korku Dere, Bomba Sırtı, Boyun ve diğerleri) ve belki bugün ziyaret de ettiği bu yerler, her türlü hayal ve duyguyu uyandırmaktadır.
Aşağımızdaki kumsallarda başlamış olmasına rağmen, hayatını kaybetmiş ülkemiz insanlarının varlığının en güçlü olduğu yer bana göre burasıdır. Burası Türk toprağıdır, ancak bir o kadar da Avustralya [toprağı] gibidir.
6 Ağustos 1915 öğleden sonra Kanlı Sırt saldırısı başladı. Kilitlenmeyi kırma planının bir parçasıydı. Muharebenin ilk günlerinden bu yana, stratejik anlamda çok az şey değişmişti. Siper pozisyonları büyük ölçüde değişmeden kalmıştı. Mayıs ayındaki Türk saldırısı bunu değiştirememişti. Şimdi ANZAKLAR ve İngilizler muharebe alanının şeklini değiştirmeye çalışacaktı.
Şimdi biraz garip gelebilir, fakat Kanlı Sırt’ın sahip olduğu önem nedeniyle, bu bir şaşırtma saldırısıydı. Saldırı, kuzey kanattaki tepenin diğer kuvvetler tarafından ele geçirilmesini kolaylaştırmak amacıyla ANZAK pozisyonunun güney kanadındaki savunma kuvvetlerini bu pozisyona çekmek için tasarlanmıştı.
Öğleden sonra, arkalarındaki güneş batarken, Avustralya 1. Tugayı askerleri harekete geçti. Birçoğu birinci siper hattını alarak Türk siperlerine ulaştı. Fakat, ilk saldırının başarısından sonra, genelde olduğu gibi, Türk kuvvetleri büyük cesaretle karşı atağa geçti.
Çarpışma daha da yoğunlaştı ve gece boyunca devam etti. Muharebe her iki taraf da tükenene ve ağır kayıplar verene kadar devam ederek dördüncü güne girdi ve sona erdi.
Muharebenin sonunda Avustralya zayiatı 2,277’idi. Türk zayiatı tam bilinmemekle birlikte, 5,000 belki de daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Onları anmak için bugün burada bulunanlardan daha fazla sayıda insan, bu muharebede ölmüştür.
Burada Avustralyalı ve Türkler yalnızca silah ve bombalarla (bugün el bombası diyoruz) değil, süngüleri ve çıplak elleriyle savaşmışlardır. Burada kazanılan yedi Viktorya Haçı çarpışmanın vahşetinin bir kanıtıdır. Avustralyalı ve Türkler burada birlikte acı çekmiş ve ölmüşlerdir.
Biz buraya romantik bir yönü olan ve Avustralya’dan ayrılan askerlerimizin birçoğunun içindeki macera hissini çağrıştıran Lone Pine (İngilizce adıyla Yalnız Çam) adını veriyoruz. Türkler buraya “Kanlı Sırt” diyorlar.
Bu yarımadadaki muharebe alanlarında Avustralyalı ve Türkler arasında benzeri olmayan bir ilişki oluştu. Savaşın ızdırabı ve yok edişi sırasında, askerlerimiz Türk askerlerine asker ve insan olarak saygı duymuşlardır. Avustralyalılar Türklerin cesaretini, savaş yeteneğini ve mizah duygusunu takdir etmiştir. Örneğin, Kanlı Sırt’ta savaşan 4. Taburdan J J Ryan, Türklerden “ölmekten korkmayan” “iyi dürüst askerler – cesur” olarak bahsetmektedir. 11. Hafif Süvariden E W Bartlett, Türklerin “adilce savaştığını ve bizler gibi dürüst askerler olduğunu” söylemiştir. Son bir örnek Kanlı Sırt muharebesinden kısa bir süre sonra gelen ve buradaki hattı tutmak üzere buraya gönderilen Allan Salveson’dan: “Onlar çok iyi savaşçılar ve dürüst insanlardı”.
Atalarımızın arkadaşlık, dayanıklılık ve mizahını andığımız ve kutladığımız gibi, Türkler kendi askerlerinin cesaretini, şerefini ve fedakarlığını gururla anmaktadır.
Bu sabah bir çoğumuz Şafak Töreni’ne katıldı. Bu vakur bir anma törenidir. Burada hayatını kaybetmiş olanları anarken, bir halk olarak kim olduğumuzu da kutladık.
Anzaklar, burada savaşan Avustralyalılar, bize kim olduğumuzu söylemeye yardımcı oldular. Onların efsanesini biz yarattık ve onları kendi kahramanlarımız yaptık. Onların kendilerinde varolduğunu gördüğümüz değerler bizlerin değerleri oldu. Arkadaşlık ve dayanıklılıklarının yanı sıra, onların dalgacı mizahını, kötü şartlar altında en iyiyi gerçekleştirme kararlılığını, insanları gerçekte ne olduklarına göre değerlendiren eşitlikçi yönlerini kutluyoruz.
Savaşın kaybını ve gereksizliğini hissediyoruz, fakat kayıp [hissi] gurur ve minnete karışıyor.
Gelibolu’da ve Avustralyalıların yer aldığı bütün diğer savaşlarda ölenleri, yaralananları ve acı çekenleri savaşın sona ermesinden sonra burada anarken, bugün sizlerle olmak büyük bir şeref.
Bugün burada çok sayıda insan olması nedeniyle hayatını kaybetmiş olanları duymak zor olabilir. Eğer bugün sizinle konuşmuyorlarsa, tekrar geri gelmenizi öneririm. Yalnız kalmanın daha kolay olduğu ve esas sesin rüzgar olduğu kış belki de en iyisi.
Kanlı Sırt’a hoş geldiniz.